Binlerce değişkenin sonucu olarak ortaya çıkan bir siyasal olguyu sokaktaki İsrailli ya bir adama, ya bir olaya, ya bir beklentiye yüklemeyi seviyor... Araplar da öyle... Bugün Müslüman-Arap dünyasının içinde bulunduğu durumu halifesizlik açıklıyor; ve tabi çözüm de teşhiste saklı.

İsrail toplumu sloganlarla düşünen bir toplum. Temel iletişimler, problemlerin tesbitleri ve çözümleri genelde tek cümlelik sloganlarla ifade ediliyor. Üçüncü Dünya ülkelerinden tanıdığımız bir fenomen olan “asgari zihin gücüyle suçluları bulma ve problemleri çözme zaafı” İsrail toplumunda da mevcut.  Binlerce değişkenin sonucu olarak ortaya çıkan bir siyasal olguyu sokaktaki İsrailli ya bir adama, ya bir olaya, ya bir beklentiye yüklemeyi seviyor... Çözümleri ararken de aynı basitlikle, fazla kafa yormadan halletmek istiyor meselelerini...

Araplar da öyle... Bugün Müslüman-Arap dünyasının içinde bulunduğu durumu halifesizlikaçıklıyor; ve tabi çözüm de teşhiste saklı. Bir halife her meseleyi halledecek. Problemlerin başladığı zaman halifenin var olduğunu ve o gün pek çoklarının halifenin yanında değil de İngilizlerin yanında olmayı tercih ettiklerini hatırlamak istemiyorlar. Hatırladıklarında problem giriftleşecek ve nargile dumanlarının arkasında hallediverdikleri problemin asıl gövdesinin büyüklüğünü fark edecekler... Ondan korkuyorlar. 

Taksi şoförü yolcusuyla tartışır gibi aynı fikirleri söylüyor. “Her şey para için... Dindarlarparadan anlar. Siyonist kalmadı artık. Her şey para için... Musa Peygamber söylemişti biz dinlemedik. Biz kötü milletiz. Biz kötü milletiz... Hangi Musa mı? Öğretmenimiz Musa, Peygamber Musa... Biz ensesi sert, kötü milletiz... Bak parlamentoda ne pazarlığı var. Bana hangi bakanlığı verirsin, ona hangi bakanlığı verirsin...” Arka koltukta sessiz, “Türkiye’de miyim yoksa, ama bu adam İbranice konuşuyor,” diye düşünüyorum... Sokaklar sloganlarla dolu... Konuşmalar tek cümlelik sloganlar...

İsrail seçimlere yaklaşıyor, partiler yeni sloganlarını belirliyorlar. Bir önceki seçimlerde kullandıkları sloganların çoğu yeniden gündeme geliyor. “Barak ülkeyi bölüyor!” “Kudüs’ü Kurtarın” “Barak Kazanacak” “İsrail’in Bir Numaralı Askeri” “Affetmeyeceğiz Unutmayacağız”... Sonra seçim sloganları gidecek, dindarların ve radikal sağın sloganlarına bırakacak sokakları: “HaAm İm HaGolan: Millet Golanla”, “Hebron’dan Çıkmayacağız”, “Golan’dan Kıpırdamak Yok”... Bir de o Breslavlı Nahman’ın talebelerinin tekerleme gibi sloganı: “Na Nah Nahma Nahman MeOman”...

Taksi şoförü bakıyor ki mevzu giriftleşiyor: “Matai Yavo HaMaşiah” diyor, “Mesih ne zaman gelecek?” “Halife ne zaman gelecek?” “Abdülhamid ne zaman dirilecek?” diyor Aksa’nın kapısındaki Arap.

Breslavlı Nahman Polonya’da bulunan Oman isimli bir kasabada ölüp gömülmüş. Mistik Yahudiliğin son ustalarından biri. Yazar, haham, alim ve Mesih... Ölmemesi gerekirken ölmüş. İşte bu adının harflerinden yapılmış tekerleme milyarlarca kez tekrarlanınca dirilip İsrail’i kurtaracak... Mesih olarak... Na Nah Nahma Nahman Oman’dan...

İsrail’in kurtarılması meselesi de aynı basite indirgeyici zihnin ürünü olsa gerek. Bir milyar İslam dünyasını önünde boyun eğdirmiş, Amerika’yı kendi çıkarlarını koruyacak bekçi kılmış, bütün dünya “a” diyor onun “o”su oluyor, yine de kurtarıcı bekliyor İsrail... 

Taksi şoförü bakıyor ki mevzu giriftleşiyor: “Matai Yavo HaMaşiah” diyor, “Mesih ne zaman gelecek?” “Halife ne zaman gelecek?” “Abdülhamid ne zaman dirilecek?” diyor Aksa’nın kapısındaki Arap.

Tek cümlelik açıklamalar, tek cümlelik çözümler istiyor Ortadoğu insanı. Güney Lübnan’dan çıkacağım. Çıkmayacağım... Kudüs asla bölünemez. El-Kudsü lenâ… Kudüs bizim. Doğusu Bizim... Barış istiyorsan ücretini öde. Barış için toprak. Bağımsızlık için can. Kudüs için canan... Aksa’nın üstünü veririm altını vermem... 

“Tagid! Ma Yihiye?” “Söylesene ne olacak bu milletin hali?”

Taksi yolcusu bakıyor ki mevzu giriftleşiyor: 240 yıl kaldı diyor. Beş ya da altı kuşak. Neye kaldı altı kuşak? Her şey bitecek. Ne bitecek? Her şey. Yıl 6000 dedi mi her şey bitecek. O zamana kadar Mesih ister gelsin ister gelmesin kıyamet gelecek. Her şey bitecek. E biz 2000’lerdeyiz. Yok biz 5760’a geldik. 240 yıl kaldı. (Bu yazı yazıldıktan sonra 27 yılı daha bitti…) Siyonist kalmadı. Her şey para için. Mesih gelmedi. Kudüs de bölünür. Her şey olur. Olmaz dediğimiz neler oldular. 

Barış taraftarları Nahmancıların sloganını almış değiştirmişler: “Ne Nena Nenatzeah LamrotHaKol = Herşeye Rağmen Ba Başa Başaracağız!”...

💡
 Bu yazı 24 Aralık 2000 tarihinde Zaman Gazetesi’nde yayınlanan aynı başlıklı makalenin güncellenmiş halidir.