EXTRACT: Benimkine 55 yaş krizi de diyebilirsiniz. Ama bunu yapıcı bir enerjiye dönüştürmek istedim bu site ile. Kendi ritmimle hiçbir zaman bitiremeyeceğim pek belli olan kitaplarımı, burada, peyderpey, eskilerin tefrika dedikleri üslupla yazabilirim belki…
On dört kitap, üç proje ve aktüalite
Hiçbir yazarın kafasında “Şu kadar kitap yazmak istiyorum” diye net bir sayı olmaz. Bazen uzakta bir hayal olarak belirir bir kitap projesi ve yazarın bilincinin derinliklerinde köşe kapmaca oynar onunla. Böyle “acaba” dediğim yüzün üzerinde kitap düşüncem olmuştur belki. Ama on dört tanesiyle uğraştım. Planlarını yaptım, konularını araştırdım; bu konulardan bazılarını da tefrika olarak Zaman ve Today’s Zaman Gazetelerindeki köşelerimde ilk taslaklar şeklinde yayınladım.
O talihsiz geceden sonra yazmak çok zor geldi bana. İşin doğrusu son iki yıldır zoraki yazıyordum. Belki köşe yazarlığına fazlaca anlam yüklemiş ve okurlarımı gelmekte olan bu felaket konusunda zamanında ve yeterince uyaramadığım için suçluluk hissetmeye başlamıştım. Belki gelmekte olan felaketi zamanında fark edememiştim de kızgındım kendime. Her durumda bir muhasebeye ihtiyacım vardı.
On yıl sürdü o muhasebe.
Bu süreçte yazmam için tonu ricadan baskıya değişen bir dizi çağrıyla karşı karşıya kaldım. Ama yazamıyordum. Sessiz sessiz yazmak, iç hesaplaşmalarımı ilerde yayınlanacak veya hiç yayınlanmayacak metinlere dönüştürmek istedim. Olmadı. Halikarnas Balıkçısı’nın Aganta Burina Burinata’da fırtınaya kapılmış bir geminin dümeninde durmak zorunda olan ama biraz önce en sevdiği arkadaşını fırtınaya kaptıran bir gemicinin halini anlatışı vardır: “Ancak karadakiler kana kana hıçkıracak vakit bulurlar,” der orada. Hayatım, pek çoklarımızın hayatı bir fırtınalı denizdi son on yıldır. Ayaklarımız kara görmüş, göç henüz bitmiş de değil henüz. Ne var ki bana bir Elmalılı Hamdi Yazır hastalığı musallat oldu son günlerde. Derler ki muazzam tefsirini bitiremeden öleceği korkusuyla bazı bölümleri üstünkörü yazıp geçmiş.
Yazılamamış bir şiirin sancısı başka hiçbir çileye benzemez…
Benimkine 55 yaş krizi de diyebilirsiniz. Ama bunu yapıcı bir enerjiye dönüştürmek istedim bu site ile. Kendi ritmimle hiçbir zaman bitiremeyeceğim pek belli olan kitaplarımı, burada, peyderpey, eskilerin tefrika dedikleri üslupla yazabilirim belki…
On dört kitap üzerinde çalıştım şimdiye kadar. Bunların hepsini birden yazıp bitirebilecek değilim. Hepsinde eski gazete tefrikalarında olduğu gibi standart bir uzunluk da takip edemeyeceğim. Bazı yazılarım klasik köşe yazısı uzunluğunda 400 kelime olurken, bazıları kitap bölümü uzunluğunda 4000 kelimelik yazılar olacak. Bazen, bir kitabın bir bölümünü geriye bırakıp, bir başka kitaba iki bölüm yazabileceğim. Bu sebeple birinci yıl şu kitabı, ikinci yıl bu kitabı bastıracağım diyemiyorum. Yine de, en azından niyet bazında, her yıl bir kitabı ciltlettirip yayınlayabilecek hale getireceğimi ümit ediyorum. Bunlardan yedi tanesinin başlık ve içeriklerini vereceğim burada. Diğer yedinin üçü İngilizce, dördü de henüz bir isim bulamadığım kitap projeleri.
Zamansız Yazılar, Zaman ve Today’s Zaman Gazetelerinde ilk taslaklarını kaleme aldığım, ama daha yazılırken geliştirilmek düşünceleri iliştirilmiş fikir yazılarım. Elbette her bir yazıyı zaman tefsirinin murakabesinden geçirerek yazacağım yeniden.
Vadedilmiş Yazılar, yine Zaman Gazetesi’ndeki köşemde ilk taslaklarını yayınladığım İsrail-Filistin yazıları. Gazze soykırımını ağır bir insanlık utancı olarak yaşıyorum nicedir. Hiçbir şey yapamamanın ayıbından, bu kitapla sıyrılabilirim belki…
Ene Makdisi (Kudüs’lüyüm Ben) nicedir zihnimde yazdığım Kudüs hatıralarım. Kendimi Kudüs’te sosyolojisini idrak etmiş biri olarak tanıdım. “Orada oldum,” diyemeyeceğim, olmuşluk iddiası olgunluk iddiasını çağrıştırıyor; ama orada olduğum kadarıyla kaldım sanki… Bunun için Ene Makdisi…
Umbilicus Mundi kitaplarım hem içinde en hazır olanı hem de en zor bitecek olanı. Bir Mescid-i Aksa – Beytülmakdis kitabı. Taşların, kubbelerin, minare, mihrab, mastaba ve merdivenlerin tarihi, mimarisi, efsaneleri ve tabi görsellerini içeren bir gezgin kitabı… Mekanda ve zamanda gezen bir gezginin gözünden…
Kutsalların Çatışması Kudüs özelinden hareketle insanın kutsalla olan ilişkisinin ontolojik ve epistemolojik boyutlarını kurcalayan bir arayış kitabı. Aynı mekana birden fazla dinin kutsallık atfetmesi durumunda yaşanan kutsalların çakışmasının çoğunluk olduğu üzre kutsalların çatışmasını değil de kutsal ittifakları meyve verme olasılıklarını araştırıyor. Yazması zor, okuması da zor olacağa benzer bir metin…
Riyazi Düşünce hayatımın son onbeş yılında üzerinde okumalar yaptığım matematiksel düşünce ve mükemmele yakın ispat metodu üzerine bir ders kitabı. Konu özetleri, sorular, testler ve tabi ayda bir yayınlanan videolarla desteklemek istediğim bir kitap çalışması bu.
Kudüs’ün Türk Tarihi şehirle alakalı arşivlerde, kütüphanelerde ve arkeoloji müzelerinde geçirdiğim yıllar süren bir çalışmanın ürünü. Şehrin bilinen 4,000 yıllık tarihinin bin yıldan fazlasına egemen olmuş Türklere, şehir tarihi kitaplarında yüzde birlik bir yer ayrıldığı gerçeğine isyanın, bu haksızlığı düzeltme arzusunun neticesi…
Bir de nereye gideceğini, son ürününün ne olacağını, hatta olup olmayacağını bilmediğim üç büyük projem var: Mantıkunnur, Evrensel Ahlak, ve 1001 Exordia.
Bu üç kitapla alakalı okuma notlarımı, fikirlerimi, ilerde kitaba kısmen veya tamamen girebilecek pasajları yazdıkça paylaşmak istiyorum. Kitaplaşma aşamasına gelmeden fikrî üretkenliğim biterse talebelerim veya taliplileri bu projeleri rahatlıkla devr alabilsinler diye.
Mantıkunnur, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin başta Ta’likât ve Kızıl Îcâz olmak üzere mantık konusunda yazdıklarının çeviri, izah, örneklendirme, ders müfredatına dönüştürme gibi boyutları olan bir kitap çalışması. Ama benim hedefim bu çalışmayı online olarak bırakıp, bunlardan süzme bir ‘Yapay Zeka çağında Müslümanın doğru düşünme rehberi’ çıkarmak.
Evrensel Ahlak, benim yazmaya cüret edemeyeceğim Evrensel Metafizik kitabının dibacesi aslında. İslam geleneğinde Kelile ve Dimne gibi eserlerde yakalanmış ahlakın evrensel pedagojisini yeniden inşa etme çabası bu. Henüz bir tek sayfasını bile yazmaya hazır olmadığım bu kitap için en az beş, belki on yıl boyunca okumalar yapıp, okuma notlarımı paylaşacağım taliplileriyle…
1001 Exordia (Latince ‘giriş, açılış, ilk bölüm’) Fatiha Suresi Tefsirleri Tarihi aslında. Asıl kitabı İngilizce olarak yazmak istiyorum. Ancak kitabın malzemesi olacak bine yakın Fatiha tefsirinin özetlerini ve bu tefsirler hakkındaki yorumlarımı sizlerle paylaşmak, ve sizlerin yönlendirmelerinizle İngilizce eserin eksiklerini gidermek gibi bir düşüncem var.
Son olarak aktüel konularda yazdığım, yazacağım makaleler olacak bu sitede. Bunlar bir gün bir kitaba veya yeni dünyanın yeni okuma malzemelerinden birine dönüşürler mi bunu şimdiden bilmem mümkün değil. Bu yazılarda yapay zeka etiği, insan hakları mücadelesi, küresel trendler ve insanın kitapla olan ilişkisi gibi konulara değineceğim.
Doktora çalışmaları için, “Doktorayı yazıp bitirdikten sonra başlarsın yazmaya” derler. Buradaki yazıların çoğunun basılı bir kitaba dönüşmeyeceğini şimdiden görebiliyorum. Kitaplaşma aşamasında, tekrarların çıkarılması, sitenin dertleşme üslubunun kitabileştirilmesi, kaynakların düzenlenmesi gibi bir dizi müdahale olacaktır bu yazılara. Bu müdahalelerde sizden gelecek eleştiriler, tashihler, tavsiyeler ve içerikler de bir rol oynayacaktır elbette.
Bir yere kadar bir kolektivitenin ürünü olacak bu kitaplar…
Haydi başlayalım…
